Türkiye ' de BALIKÇILIK SEKTÖRÜ

Bol denizle çevrili olan ülkemizde balıkçılık ne kadar ön plandadır.

3/4’ü denizlerle çevrili olan dünyamızda en önemli besin kaynaklarından biri de yine denizlerdir. Balığın insan tarafından besin olarak tüketilmesi atalarımızın yeryüzünde yaşamaya başladığı antik çağlara dayanır.

O dönemlerde alet kullanmadan doğadan toplama yoluyla gerçekleştirilen balık avcılığı oltanın icadından bu yana epey yol kat etti. Bugün ise karşımızda yıllık üretim kapasitesi 90 milyon tonu bulan 4,3 milyon balıkçı teknesi, 52,5 milyon ton yıllık üretim hacimli yetiştiricilik işletmeleri, ve 44,9 milyon çalışanıyla bize vücudumuza dışarıdan hazır almamız gereken omega-3, EPA(Eikosapentaenoik asit), DHA(Dekosahegzaenoik asit)’lardan bol miktarda sağlamak, sofralarımıza lezzet ve keyif katmak için gece-gündüz çalışan dev bir sektör var.

Türkiye, denizlerindeki doğal kaynaklar azalmadan önce ciddi balık ihracatında bulunuyordu. 1988 yılında 617 bin ton su ürünleri üretimiyle iç pazara yanıt verilebildiği gibi ciddi bir ihracat yapıldı. Aradan geçen zamanda su ürünleri üretimi çeşitlendi. Çiftlikler açıldı. Türkiye'nin üretiminde ihracat giderek daha fazla yer almaya başladı. 1990'lı yıllarda ihracat oranı şimdiki seviyeyi yani yüzde 60'ları yakalamaya başladı. Bu durum Avrupa piyasasında da dikkat çekici bir hale gelince AB, kendisine gelen balıkların hangi koşullarda üretildiğini görmek için Türkiye'de inceleme yapmaya karar verdi. Çeşitli defalar gelen heyetler, Türkiye'den olumsuz izlenimlerle ayrıldı.

Çiftliklerde belli büyüklüğe erişmemiş balıklar yakalanıyor, bu balıklar şoklanmadan kazanlarda tutuluyor, daha sonra da tahta kasalarla AB'ye gönderiliyordu. Protein değerinin yüksek olması ve içerdiği fosfor ve benzeri elementler sayesinde kısa sürede bozulmaya uygun olan balık ürünleri tüketiciye ulaştığında ilk günkü nefasetinden uzak bulunuyordu. Bu izlenimleri rapor eden heyetin düşüncesi Türkiye'deki balık üreticileri standartları yükseltene kadar bu ülkeden hiç balık almamak yönündeydi. Rapor AB'nin yetkili organları tarafından dikkate alındı ve 1995'te AB Türkiye'den balık ithalatını yasakladı.
Bu Türkiye'deki balık üreticilerinde tam bir şok etkisi yarattı. Ancak ortaya konulan eleştirilerin içeriği balıkçıları kısa sürede harekete geçirdi. Önce teknoloji yenilendi. Balık çifçlikleri yeni donanımlar edindi. Bunların başında ambalaj konusu geliyordu. Eskiden tahta kasalarda gönderilen ve saklanan balıkların taşınması için strafordan özel kutular yaptırıldı. Bu kutuların içinde balıklar 3 gün boyunca ilk günkü tazeliğini koruyordu. Bu, soğutuculu bir araçla Avrupa'ya gönderilen balığın son tüketiciye ulaşana kadar taze kalması anlamına geliyordu.
Ayrıca çiftliklerden avlanan balıkların çok kısa sürede ölmesi için şoklama yöntemi seçildi. Yani bir başka deyişle balık ölmeden önce donuyordu.

Ortalama yaşam sıcaklığı +20 derece düzeyinde olan çipura ya da levrek -10 derecedeki bir suya girince yaklaşık 1.5 dakika içinde ölebiliyordu. Balık şok nedeniyle çok fazla çırpınmadığı için kaslarının arasında laktik asit oluşmuyordu. Balığın lezzeti de böylece daha iyi korunabiliyordu.
Türk balık üreticileri bu standartları tutturduktan sonra bir kez daha AB'nin yolunu tuttu. Tarım Bakanlığı'yla ortak olarak AB yetkililerinden Türkiye'ye gelip incelemelerde bulunması istendi. AB'nin ikinci incelemesinde üretime ve nakliyeye ilişkin her koşul ince elenip sık dokundu. Ancak AB heyetleri bu kez Türkiye'de bir eksik bulamadı. 1998 yılında Türkiye'de yetiştirilen balıklara AB kapısı bir kez daha, ama bu kez sonuna kadar açıldı.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

Balık Ve Hayat

Sadece balıkla beslenip hiçbir gıda eksikliği olmadan yaşam sürdürmek mümkün olduğunu?

Bu şekilde tektip beslenme ile eksiksiz beslenilecek başka bir gıdanın olmadığını BILIYORMUYDUNUZ?

Rabbıme Şükürler Olsun!!!