GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE BALIKÇILIK

Günümüze kadar uzanmis olan, tarihten bugüne süregelen denizdeki hayattan, faydali anlatimlar.

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE BALIKÇILIK UYGULAMALARI VE HAMSİ
AVCILIĞINA ETKİLERİ

Karadeniz balıkçılığında gırgır avcılığı ve gırgır ile yapılan hamsi avcılığı çok önemli
bir yer tutmaktadır. Türkiye deniz balıkları avcılığı içerisinde hamsi avının payı son 10 yılda
%41-75 arasında değişmiş, ortalama %67 olarak gerçekleşmiştir. Dolayısıyla hamsi avcılığını
etkileyen faktörler doğrudan bölge ve ülke balıkçılığında etkisini gösterebilmektedir.
Karadeniz’deki balık avcılığını etkileyecek olan balıkçılık filosunda meydana gelen gelişim
de ülkemiz deniz ürünleri avcılığını doğrudan etkilemektedir.
Karadeniz balıkçılığında meydana gelen gelişmeleri ve bunların hamsi avcılığına
etkisini incelerken geçmişten günümüze bölge balıkçılığı üzerinde yapılan uygulamaların
etkisine bakmak faydalı olacaktır.
Osmanlı Döneminde balıkçılık idaresi nizamnamelerle yapılmıştır. Bunlar: Dersaadet
Biladi ve Selasede, Midye ve İstiridye İhracı Hakkında Nizamname (1867), İstanbul ve
Tevabii, Balıkhane İdaresine Dair Nizamname (1878) ve Zabıta-i Saydiye Nizamnamesi
(1879).
Cumhuriyet’in ilk yıllarında balıkçılık ile ilgili ilk düzenleme 1934 yılında yapılmış ve
İktisat Vekaleti, Deniz Mahsulleri ve Avcılığı Müdürlüğü Kuruluş Kanunu çıkarılmıştır. Daha
sonra balıkçılık yönetimi değişik bakanlıklar arasında el değiştirmiştir. 1934 yılından itibaren
İktisat Vekaleti, 1939’dan sonra Münakalat (Ulaştırma) Bakanlığı ve daha sonra Maliye
Bakanlığı balıkçılık yönetiminde söz sahibi olmuştur. 1950 yılından itibaren balıkçılık
yönetimi Ekonomi ve Ticaret Bakanlığına verilmiştir.
1930’larda ülkemizde toplam üretim 25 -30 bin ton civarındadır. Bu avcılığın yarısı
veya üçte ikisi İstanbul ve Marmara’dan sağlanmış, daha sonra sırasıyla Karadeniz ve
İskenderun Körfezindeki avcılık gelmiştir. Bu dönemde önemli türler palamut, torik ve
uskumru balıklarıdır. Hamsi, sardalye, kalkan, istavrit ikinci derece önemli balıklardır.
1937’de 26 bin ton olan toplam üretimin 18 bin tonu palamut ve torik balıklarından
oluşmuştur. Bu yıllarda Karadeniz’in önemli balıkları hamsi, kalkan ve tirsidir. 1930’larda
yılda ortalama olarak Azak’ta 20 bin ton, Türkiye’de 3 bin ton, Batum’da 5 bin ton civarında
hamsi avlanmıştır. Bu yıllarda balıkçılığımız henüz gelişmemiştir.
1936-1951 arasında balıkçılık konusunda teknik eğitim konusuna ağırlık verilmiş
ancak fazla bir gelişme elde edilememiştir. 1938 yılında ilk gümrük muafiyeti uygulaması
başlamış ancak 1954’e kadar etkisi düşük olmuştur. Balıkçılıkta ilk önemli adımlar
1950’lerde atılmıştır. 1951 yılında ilk Su Ürünleri Kongresi düzenlenmiş ve balıkçılığın
geliştirilmesine yönelik kararlar alınmıştır. 1952 yılında Et ve Balık Kurumu kurulmuş ve
balıkçı tekneleri için motor ve av gereci ithalatı başlatılmış, teşvikler yürürlüğe konulmuştur.
Yine 1950’lerin başlarında Marshall yardımlarının da etkisiyle su ürünleri kooperatiflerinin
kurulması yoğunlaşmıştır. Ayrıca 1949 ve 1962 yılları arasında farklı zamanlarda yabancı
uzmanlardan oluşan 13 farklı heyete ülkemizin balıkçılık durumu inceletilip tavsiyeler
alınmıştır.
1938-1956 yılları zarfında su ürünleri üretimi 9 kat artmış, toplam üretim 1953-1958
arasında 100-110 bin ton arasında değişmiş, 1956 yılında 140 tonluk toplam üretimle zirve
yapmıştır. Karadeniz’de 1954 te 50 tonu geçen hamsi üretimi ertesi yıl bir kriz yaşamış ve 8
tona inmiştir. Daha sonraki yıllarda 15 tonlar seviyesinde hamsi üretimi olmuştur. 1958
yılında toplam tekne sayısı 6283 adede (bu rakam 10 sene öncekine göre iki katı) ulaşmıştır.
Bu dönemde Karadeniz’de 415’i motorlu 1766 adet tekne bulunmaktadır.
1950’lerde balıkçılık araştırmaları, İ.Ü. Hidrobiyoloji Enstitüsü ve EBK Balıkçılık
Araştırma Merkezince (Beşiktaş) yürütülmeye başlanmıştır. 1955 yılında Et ve Balık Kurumu
Balıkçılık Araştırma Merkezinin Arar gemisiyle Karadeniz’de Hamsi sörveyi yapmıştır. Et
Balık Kurumu teşviklerde önemli rol oynamış, soğuk hava ve buz tesisleri kurulmuştur. 1954
yılından itibaren Ziraat Bankası kredilerinin verilmeye başlanmasıyla gümrük muafiyetinden
faydalanılmaya başlanmış ve önemli gelişmeler görülmüştür.
Öte yandan 1950’lere kadar Türkiye’de balık unu yağı fabrikası yoktu. Trabzon’da
yıllık 60-85 bin Yunus işleyebilen bir yağ tesisi bulunmaktaydı. 1958 yılında günde 100 ton
kapasiteli Trabzon Et Balık Fabrikası kurulmuştur. Daha sonraki yıllarda sayıları artacak olan
balık-unu ve yağı fabrikaları Karadeniz balıkçılığında özellikle hamsi avcılığının artmasında
önemli etkenlerden biri olmuştur.
Ülkemizde su ürünleri istatistikleri ile ilgili ilk bilgiler Ticaret Bakanlığının balıkhane
kayıtlarına dayanmaktadır. 1968 yılından itibaren DİE tarafından toplanmıştır. DİE’nin 1968
yılı verilerine göre toplam üretim 122 bin ton olup bunun 79 bin tonu Orta ve Doğu
Karadeniz’den sağlanmıştır. Bölgedeki hamsi istihsali 34 bin tondur. Toplam tekne sayısı:
6760 adet olup 2375 adedi Orta ve Doğu Karadeniz’de avcılık yapmıştır. 10 m’den büyük 701
tekne (Orta ve Doğu Karadeniz’de 186 adet) bulunmaktadır. 6760 teknenin 1040 adedi
motorsuz (Orta ve Doğu Karadeniz’de 371 adet) olup, 50 HP üzerinde güce sahip 369 tekne
(Orta ve Doğu Karadeniz’de 94 adet) bulunmaktadır.
Balıkçılıkta en önemli gelişmeler 2. Plan döneminde gerçekleşmiştir. 1971 yılında
1380 sayılı Su Ürünleri Kanununun kabulü, Su Ürünleri Genel Müdürlüğünün kurulması ile
su ürünleri sektöründe bir gelişme başlamıştır. 1972’de su ürünleri kooperatiflerine av araç
gereç dış alımında gümrük muafiyeti ve vergi indirimi getirilmiştir. 1976’da Ziraat Bankası
Su Ürünleri Kredileri Şubesi açılması kredi kullanımını artırmıştır.
Balıkçılık filosundaki en büyük gelişme 1975-80 yılları arasında meydana gelmiştir.
Bu yıllarda uygulanan teşvik ve gümrük muafiyetleri ile balıkçılık filosu rakamsal ve
donanımsal olarak büyümüştür. Balıkçı teknelerinde teknolojik donanımlar kullanılmaya
başlanmıştır. Filodaki bu gelişmenin etkisiyle 1979’dan itibaren hamsi avcılığında hızlı bir
yükselme meydana gelmiştir.
1980 yılından itibaren balık unu ve yağı fabrikalarının faaliyete geçmesiyle bölgede
avcılık miktarları artmıştır. 1972’de 2 fabrika bulunmakta iken 1983-1995 yılları arasında 25
adet balık unu ve yağı fabrikası faaliyette bulunmuştur.
1982 yılında çıkarılan “Deniz Ticareti Filosunun Geliştirilmesi ve Gemi İnşa
Tesislerinin Teşviki” araç-gereçte gümrüksüz ithalat sağlamıştır. 1984 yılında Merkez
Bankası bünyesinde Kaynak Kullanımı Destekleme Fonu oluşturularak su ürünlerinde de
sabit yatırımın %25 KKDF ödemesi (kalkınma öncelikli yerlerde %30) başlatılmış. 1993
yılında ise Yatırımları Teşvik Mevzuatı ile iki yıl ödemesiz düşük faizli kredi imkanı
sunulmuştur. Teknoloji kullanımı, balıkçı filosuna yapılan teşvikler, gümrük muafiyeti, teknik
ve ekonomik gelişmeler sonucunda 1977-1988 yılları arasında hızlı ve sürekli bir gelişme
görülmüş, av gücü önemli oranda artmıştır.
1983 sonrası Tarım Bakanlığı bünyesinde bu günkü yönetim yapısı oluşturulmuştur.
Bugün balıkçılık konuları Bakanlığım TAGEM, TÜGEM ve KKGM olarak üç genel
müdürlüğün faaliyetleri içerisinde yürütülmektedir. Geçmişten Günümüze Balıkçılık Uygulamaları ve Hamsi Avcılığına Etkileri
1958-1986 arasındaki 28 yılda avlanan hamsi miktarı 4.4 kat artmış, 1989 yılında ise
hamsi avcılığında büyük bir kriz yaşanmıştır. Hamsi avında yaşanan bu krizin sebebi olarak
M. leidyi türünün aşırı miktarda balık yumurta ve larvasını tüketmesi, M. leidyi türünün aşırı
miktarda zooplankton tüketmesi, oşinografik ve meteorolojik doğa olaylarının etkisiyle
sistemdeki değişmeler ve kirlilik gibi faktörler dile getirilmiş olmasına rağmen ancak aşırı
avcılığın hamsi stokları üzerine önemli etkileri olduğu kabul edilmiştir.

Kriz sonrası hamsi avcılığında boy yasağı (9 cm) uygulanmış ve aşırı avcılığın önüne
geçilmeye çalışılmıştır. 1991 yılında balıkçı ruhsat teskerelerinin düzenlenmesine sınırlama
getirilmiş, ancak daha sonra 1994, 1997 ve 2001 yıllarında sınırlı sayıda ilave ruhsat
verilmiştir. 2002 yılından itibaren yeni ruhsat verilmemiştir. Böylece balıkçı filosuna yeni
tekne girişi engellenmiştir. Bu tarihten sonra mevcut teknelere sadece bir kez kullanılmak
kaydıyla %20 boy artış hakkı tanınmıştır.
2002 yılından sonra filoya yeni tekne girişi olmadığı için boy gruplarındaki tekne
sayılarının değişimi, tekne boylarındaki artışlarla teknenin bir üst gruba çıkması veya ruhsat
iptali ile teknenin filodan çıkarılması şeklinde gerçekleşmektedir. Şekil 2’de görüldüğü gibi
10 m’ye kadar olan gruplarda tekne sayılarının yıllara göre azalması bir üst gruba geçiş ve
ruhsat iptaliyle olmaktadır. 10-30 m arasındaki tekne sayılarında önemli bir değişiklik
görülmemektedir. Ancak 30 m’den büyük tekne sayılarında 2004-2007 yıllarında önemli bir
değişim olmuştur. Türkiye genelinde 30 m’den büyük tekne sayısı 2004’te 162 iken 2007’de
200 olmuştur. Aynı durum Karadeniz Bölgesi için de geçerlidir. Karadeniz’de 2004’te 30
m’den büyük 117 tekne varken 2007’de 130 olmuştur (Şekil 2).
Benzer şekilde teknelerin motor güçlerinde son yıllarda meydana gelen değişimler
incelendiğinde ise teknelerin motorlarının zaman içerisinde değiştirilmesiyle genel olarak
motor güçlerinde bir artış görülmektedir. Motor güçlerindeki artışla tekneler üst motor
gruplarına çıktığından düşük güçteki motor gruplarında yer alan tekne sayıları azalmaktadır.
Ancak 500-1000 HP ve 1000 HP’den büyük motor gücü gruplarında yer alan tekne
sayıları yıl yıl artmaktadır. Türkiye genelinde 500-1000 HP grubunda yer alan tekne sayısı
2004’te 216 iken 2007’de 280 olmuş, 1000 HP üzerinde 2004’te 111 olan tekne sayısı
2007’de 198’e çıkmıştır. Karadeniz Bölgesinde de 500-1000 HP grubunda yer alan tekne
sayısı 2004’te 125 iken 2007’de 140 olmuş, 1000 HP üzerinde 2004’te 87 olan tekne sayısı
2007’de 137’ye çıkmıştır).

Son yıllarda balıkçılığımızın sürdürülebilirliğini sağlamak için bazı kararlar alınmış ve
bazı uygulamalar yürürlüğe konulmuştur. Bunlardan en önemlilerinden biri 2004 yılından
itibaren balıkçı teknelerinin kullandıkları akaryakıta sübvansiyon uygulaması başlatılmasıdır.
Balıkçı teknelerine kullanmış oldukları akaryakıtın ÖTV vergisi iade edilmektedir.
Her yıl mazot yardımından faydalanan tekne sayısı artmasına rağmen teknelere tahsis
edilen limitin kullanım oranı %50-60 civarındadır. Motorin desteklerinden yararlanma
konusunda küçük ve büyük balıkçı tekneleri arasında önemli bir fark ortaya çıkmaktadır. 20
m’den büyük teknelerin tamamına yakını motorin desteğinden faydalanırken, 12 m’den küçük
teknelerde bu oran %35’lerin altına düşmektedir.
Ülkemizde balıkçılık yönetiminde son beş yılda bazı önemli adımlar atılmıştır. Bu
çalışmaların bir kısmı AB uyum kapsamında veya GFCM vb. gibi uluslar arası kurum ve
kuruluşlarla uyum çalışmaları kapsamında yürütülmektedir. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı,
Koruma ve Kontrol Genel Müdürlüğünün yürüttüğü çalışmalar sonucunda Su Ürünleri Bilgi
Sistemi (SUBİS) oluşturulmuş, tekne ve av verileri web üzerinden kayıt edilmeye
başlanmıştır. Bu girişim, balıkçılık aktivitelerinin izlenmesi açısından son derece önemli bir
uygulamadır. Ayrıca avlanan balıkların belirli liman ve barınaklardan karaya çıkarılmasını
sağlamak için karaya çıkış noktaları belirlenmiştir.
Bütün balık türleri için uygulanan yönetim aktiviteleri yanında sadece hamsi avcılığını
ilgilendiren bazı uygulamalar da yürürlüğe alınmıştır. Son yıllarda hamsi sezonu boyunca
gündüzleri avcılık yapılmamakta gece avcılığı yapılmaktadır. Avlanan hamsinin nakli
sırasında hamsi nakil belgesi düzenlenmesine başlanmıştır. Şüphesiz ki günümüzde
uygulamaya aktarılan bu kararların hamsi avcılığına etkileri gelecekte daha fazla görülecektir.
Geçmişten günümüze hamsi avcılığının gelişimini ve politikalarımızı özetleyecek
olursak; hamsi avcılığında balıkçılarımızın çok tecrübeli olduğunu ve günümüzdeki hamsi av
filomuzun tamamının teknik donanıma sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bugün balıkçılıkla
uğraşan kişilerin çoğunun mesleki tecrübesi 15-40 yıl arasında değişmektedir. Teknolojik
gelişmeler teknelerin hepsi tarafından takip edilmektedir. Öte yandan teknelerin %75’inin 0-
15 yaş arasında olması filonun kendini yenileme oranının iyi durumda olduğunu
göstermektedir.
Balıkçılıkta uyguladığımız yönetim politikalarını özetleyecek olursak; 1989’a kadar
avcılığın geliştirilmesi yönünde bir politika izlendiğini, 1990 sonrası ise avcılığın
sınırlandırılmasına çalışıldığını söyleyebiliriz.
Karadeniz’in hamsi stoklarından yararlanmak için büyük bir av filosu ve balıkçı
işgücü mevcuttur. Önemli olan gelecekte de sürdürülebilir bir avın sağlanmasıdır. Bunun için
hamsi stoklarının sürekli izlenmesi ve av miktarlarının buna göre düzenlenmesi
gerekmektedir.
Bilimsel veriler ışığında hazırlanacak bir balıkçılık yönetim planı uygulanmalıdır.
Bunu sağlayabilmek için etkin bir balıkçı ve kamu örgütlenmesi gerekmektedir. Ayrıca
biyolojik, ekolojik ve ekonomik verilerin sürekli ve güvenilir bir şekilde toplanması, alınacak
kararları etkilemesi yönünden son derece önemlidir.
Diğer taraftan balıkçılarımızın hayat standartlarını yükseltmek ve sürdürmek için
karlılığın artırılması da önemlidir. Hamsi ve diğer balıklarda fiyat istikrarının sağlanmasına
yönelik işleme ve pazarlama yöntemlerinin daha fazla kullanılması gerekmektedir.

kaynak=Erdal ÜSTÜNDAĞ1

1 Su Ürünleri Merkez Araştırma Enstitüsü, 61250, Kaşüstü , Yomra, Trabzon

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizlenecek, genel görünümde yer almayacaktır.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • İzin verilen HTML etiketleri: <a> <em> <strong> <cite> <code> <img> <b> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Son yorumlar

Balık Ve Hayat

Sadece balıkla beslenip hiçbir gıda eksikliği olmadan yaşam sürdürmek mümkün olduğunu?

Bu şekilde tektip beslenme ile eksiksiz beslenilecek başka bir gıdanın olmadığını BILIYORMUYDUNUZ?

Rabbıme Şükürler Olsun!!!